Ümit Sezgin
Tedesco korkuyu yenince…
Kupanın hiçbir önemi yok, önemli olan derbide kaybetme korkusunu yenip cesur oynamak. Bu nedenle bu kupa kim ne derse desin Tedesco’nun. Hem doğru transferler yaptığı hem doğru kadrolarla sahaya çıktığı için bu kupayı hak etti. İsmail Kartal, Jesus, Mourinho hep derbi kaybetme korkusuyla derbi kaybettiler. Aynı tuzağa Tedesco da düşüyordu, ama lig maçlarında aynı hatayı yapmayıp, cesur futbolla kupaya uzandı.
Elbette bu kupanın bir kulpundan tutan isim de Matteo Guendouzi. Yalnız gol attığı için değil, yalnız ilk maçında yıllardır Fenerbahçe’deymiş gibi oynadığı için değil, doksan dakika bu formayı canı gönülden terlettiği için. Torunlarına bile anlatacağı bir maç oldu.
Aslında her iki takım için de zamansız ve anlamsız bir Süper Kupa finaliydi. Birileri para kazansın diye, normal olarak oynanması gereken ağustos ayından ocak ayının ortasına taşınmış bir maç… Kaybedenin şampiyonluk yarışında ciddi motivasyon kaybı yaşayabileceği kazananınsa aynı oranda karlı çıkmayacağı bir maç.
Yazın en sıcak günlerinde bile rüzgarı dinmeyen, Olimpiyat gibi saçma ve hatalı bir stadyumda, hem de yılın en fırtınalı günlerinde final oynatmak olsa olsa bizim TFF’ye yakışır. Bakmayın siz her iki takımın teknik direktörünün de “bu kupayı çok istiyoruz” dediğine aslında her ikisine de sorsanız maçtan önce bir ertelemeye teşekkür ederlerdi. Hem de bu kadar eksik oyuncuları varken, seve seve “evet” derlerdi.
Maçı önemli hale getiren Süper Kupa finali olması değil Galatasaray - Fenerbahçe derbisi olmasıydı. Böyle bir önemi olmasa Tedesco daha dün işlemleri tamamlanan, üç gün önce de geldiği Lazio’da maç yapmış Guendouzi’yi kadroya almak zorunda kalmazdı.
Maçın doksan dakikasına hakim olan takım Fenerbahçe’ydi. Orta sahaya, kanatlara hakimdi Sarı Lacivertliler… İstatistiklere bakabilirsiniz, sahanın her bölgesinde dönen her topu neredeyse Fenerbahçeliler aldı. Matteo Guendouzi oyunun her iki yönünde de eksizsizdi. Kerem bile kaçırdığı gollere rağmen, çok çalışkan çok istekliydi.
Galatasaraylı dostlar ne der bilemem ama şurası net, Osimhen yoksa Galatasaray’ın ruhu yok, hırsı eksik, oynama hevesi yarım. Icardi belki pozisyon bulursa gol atıyor ama tek santrafor oynadığında takımı eksik oynatıyor. Ne takımı ileri taşıyor ne orta sahaya yardım ediyor, kısacası bir şeye yaramıyor. Bu maçı Galatasaray’ın neredeyse pozisyonsuz tamamlaması da bu söylediklerimin en iyi ispatı. Neyse bunlar Galatasaraylı dostların derdi.
Son bir not da Galatasaraylı Halil Umut Meler’le ilgili. Maçın başındaki Fenerbahçe’nin aldığı penaltıyı bir Meler görmedi bir de maçın başını seyredemeyen dostum Cevat Bage. Hadi Cevat maçı seyretmemişti ama Meler de mi seyretmemişti ? Sadece ikisi penaltı değil dedi.
Neyse sonuçta bu kupa kaybedilse çok moral bozucu olurdu ama kazanıldığı için fazla havaya girmemek lazım. Maçı birlikte seyrettiğim Galatasaraylı dostum Vacit Kadıoğlu “senin yerinde olsam darısı ligdeki derbiye yazardım” dedi. Haklı. Önemli olan ligi almak. Yalnız bir kere daha söylemekte fayda var, transfer işini Tedesco’ya bırakmak lazım. Samsun maçında Musaba, bu maçta Guendouzi ne kadar doğru transferler olduklarını ispatladılar. Sıra santraforda…