Yeni Yabancı Dil Sınavı

Geçtiğimiz günlerde Millî Eğitim Bakanlığı yeni bir merkezi sınav açıkladı: “Uluslararası Diploma ve Sertifika Programları Yabancı Dil Yeterlilik Sınavı”. Bu açıklamayı ve Bakanlığın yayımladığı uygulama yönergesini önemli buluyorum; çünkü bu düzenleme yalnızca yeni bir sınavı değil, Türkiye’de uluslararası diploma ve sertifika programlarına artan talebi ve bu alanın nasıl düzenleneceği sorusunu da gündeme getiriyor.

KİMLERİ İLGİLENDİRİYOR?

MEB’e bağlı bazı özel ve devlet liselerinde Uluslararası Bakalorya (IB), Abitur, AP ve A-Level gibi uluslararası diploma ve sertifika programları yürütülüyor. Bu programlar öğrenciler için farklı bir akademik müfredatla tanışma ve mezuniyet sonrasında yurt dışı üniversitelere başvuru imkânı sunuyor. Ancak bu programların ortak özelliği, akademik olarak ciddi hazırlık, güçlü yabancı dil becerisi ve düzenli takip gerektirmeleri.

Bu nedenle yeni sınav yalnızca öğrencileri değil, aileleri ve eğitimcileri de ilgilendiriyor. Öğrenciler için yeni bir kabul eşiği oluşuyor; aileler için program seçerken sorulması gereken sorular artıyor; okullar ve eğitimciler için ise uluslararası programların akademik, idari ve operasyonel yükü daha görünür hâle geliyor.

Öğrenciyi uluslararası bir programa kabul edecekseniz, o öğrencinin yabancı dil yeterliliğini ölçmeniz gerekir. MEB, bunu her okulun kendi yöntemiyle yapması yerine merkezi bir sınavla düzenlemeyi tercih etmiş görünüyor. Buna göre MEB’e bağlı okullardaki öğrenciler, bu merkezi sınavdan alacakları sonuca göre okullarındaki uluslararası programlara dahil olabilecekler.

İYİ Mİ, KÖTÜ MÜ OLDU?

Bence bu gelişmenin hem yerinde hem de tartışmaya açık yanları var. Bir yandan Bakanlığın kendisine bağlı okullarda yürütülen uluslararası programların niteliğini, uygulama koşullarını ve öğrenci kabul süreçlerini daha yakından takip etmesini gerekli ve yerinde buluyorum. Bu tür programlar iyi planlanmadığında yük çoğu zaman öğretmenlerin, öğrencilerin ve ailelerin üzerine kalıyor; programın adı uluslararası olsa da uygulama kalitesi okuldan okula ciddi biçimde değişebiliyor.

Öte yandan, Bakanlığın kendisinin vermediği diploma veya sertifika programlarının kabul süreçlerine ne ölçüde müdahil olması gerektiği ayrıca tartışılması gereken bir konu. Dil yeterliliğinin ölçülmesi anlaşılır bir ihtiyaç; ancak seçilen yöntemin bu ihtiyacı ne kadar iyi karşıladığına bakmak gerekir. Mevcut sınav tasarımında ciddi sorunlar görüyorum.

  1. Sınav yılda yalnızca bir kez uygulanıyor. Oysa uluslararası diploma veya sertifika programlarına hazırlık ve kabul süreçleri yıl içinde farklı zamanlarda başlayabilir.
  2. Sınav çoktan seçmeli olarak tasarlanmış. Oysa yabancı dil yeterliliği yalnızca doğru seçeneği işaretleme becerisinden ibaret değildir; okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Uluslararası programlara katılacak bir öğrencinin derste soru sorabilmesi, sunum yapabilmesi, akademik metin okuyup yazabilmesi de en az test performansı kadar önemlidir.
  3. Sınav ücretli ve başvuru ücreti 2.000 TL olarak belirlenmiş. Bugünkü uluslararası sınav piyasası düşünüldüğünde bu tutar tek başına yüksek görünmeyebilir. Ancak aynı düzeyde veya yakın maliyetlerle, uluslararası tanınırlığı olan ve daha kapsamlı beceri ölçen alternatif sınavlar bulunduğundan, fiyat-performans dengesi tartışılabilir.
  4. Başvuru sayısının düşük olduğu illerde sınav yapılmayabilecek olması da önemli bir sorun. Bu durumda bazı öğrencilerin sınava girmek için başka bir ile gitmesi gerekebilir. Dijital ölçme imkânlarının bu kadar geliştiği bir dönemde, özellikle ortaokul ve lise çağındaki öğrenciler için böyle bir merkezi sınav hareketliliği yaratmak doğru bir tasarım tercihi gibi görünmüyor.

DAHA ÇAĞDAŞ BİR ALTERNATİF MÜMKÜN MÜ?

Müdürlüğünü yaptığım Ontario (Kanada) merkezli özel lisede, öğrenci başvurularında kullandığımız yöntem, bu konuda farklı bir tasarımın mümkün olduğunu gösteriyor. Öğrenci, başvuru sürecinde İngilizce bir video kaydı hazırlıyor; ardından çevrimiçi bir İngilizce görüşme yapılıyor. Bu iki aşama, öğrencinin yalnızca test çözme becerisini değil, kendini ifade etme düzeyini, iletişim becerisini ve programa hazır bulunuşluğunu görmemizi sağlıyor. Bu aşamadan sonra uygun görülen öğrenciye, uluslararası geçerliliği olan çevrimiçi bir yabancı dil sınavı için kurum tarafından karşılanan sınav hakkı tanımlanıyor.

Bu tür çağdaş çevrimiçi sınavların, merkezi ve yılda bir kez uygulanan klasik bir sınava göre önemli avantajları var:

  1. Sınav adaptif tasarlandığından öğrencinin performansına göre soru zorluk seviyesi değişiyor ve seviye daha hassas ölçülebiliyor.
  2. Yalnızca çoktan seçmeli sorulara dayanmıyor. Okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerini birlikte değerlendiriyor. Bu çok önemli, çünkü uluslararası bir programda başarılı olmak için öğrencinin yalnızca test çözmesi değil, akademik metin okuyabilmesi, yazılı ifade kurabilmesi, derste soru sorabilmesi ve sözlü olarak kendini anlatabilmesi gerekiyor.
  3. Sınavın maliyeti merkezi sınavla karşılaştırılabilir düzeyde kalıyor. Üstelik bazı kurumlar bu maliyeti öğrenciye yansıtmadan karşılayabiliyor.
  4. Sınav sonucu, birçok uluslararası üniversite başvurusunda kullanılabilecek bir dil yeterlilik göstergesi olabiliyor. Bu da öğrencinin aynı emek ve maliyetle yalnızca programa kabul sürecine değil, ilerideki üniversite başvurularına da katkı sağlayabilecek bir sonuç elde etmesi anlamına geliyor.
  5. Öğrenci belirli bir şehirde, belirli bir günde ve belirli bir sınav merkezinde bulunmak zorunda kalmadan çevrimiçi sınava katılabiliyor. Bilgisayar kamerası, telefon kamerası ve dijital güvenlik önlemleriyle sınav güvenliği sağlanıyor.
  6. Öğrenci sınava yıl içinde ihtiyacı olduğu zamanda ve sıklıkta girebiliyor. Bu esneklik özellikle uluslararası programlara farklı dönemlerde başvurmak isteyen öğrenciler için önemli.
  7. Sonuç tek başına “geçti/kaldı” mantığıyla değerlendirilmek zorunda değil. Okul, öğrencinin puanını video kaydı, çevrimiçi görüşme, akademik geçmiş ve hedefleriyle birlikte değerlendirerek daha bütüncül bir kabul ve akademik planlama kararı verebiliyor.

Daha esnek ve daha kapsamlı ölçme yöntemleri varken Bakanlığın neden bu kadar merkezi, yılda bir kez uygulanan ve klasik sınav mantığına dayanan bir modeli tercih ettiğini anlamak güç. Ayrıca, özellikle okul yılının sonuna yaklaşılırken böyle bir operasyonun kısa takvimle duyurulması, okullar ve eğitimciler açısından zorlayıcı olabilir.

SONUÇ

Bence bu sınavın ve geçen yıl uygulanmaya başlanan Uluslararası Diploma ve Sertifika Programları Uygulama Yönergesinin gösterdiği en önemli şey şu: Türkiye’de uluslararası diploma ve sertifika programlarına olan talep artık görmezden gelinemeyecek kadar belirgin hâle geldi. Bakanlık da bu talep karşısında kendi sistemindeki uygulamaları daha düzenli, izlenebilir ve denetlenebilir hâle getirmeye çalışıyor. Bakanlığın geçmişte uluslararası programlara mesafeli yaklaştığı biliniyor. Ancak ailelerin alternatif eğitim yollarına ilgisi, öğrencilerin yurt dışı üniversite hedefleri ve okulların bu alandaki program çeşitliliği artık çok daha görünür durumda.

Bu yeni uygulamayı uluslararası programların otonomisine müdahale olarak değerlendirmek mümkün. Ancak diğer taraftan, ülkedeki programlar için belirli bir kalite kontrol mekanizması oluşturulmasının öğrenciyi ve aileyi koruyabilecek yönleri de var. Bazı aileler programdaki uygulama kalitesini, öğretmen yeterliliğini, derslerin nasıl yürütüldüğünü, ölçme-değerlendirme yapısını ve mezuniyet sonrası tanınırlık durumunu ayrıntılı biçimde karşılaştıramıyor.

Bu sürecin olumlu bir etkisi de yabancı dil yeterliliği konusunu ailelerin ve okulların gündemine daha ciddi biçimde taşıması olur. Çocuklarını yurt dışı üniversite seçeneklerine hazırlamak isteyen ailelerin, yalnızca diploma adına değil, öğrencinin akademik dil becerisine de odaklanması gerekecek.

Bakanlığın yayımladığı çerçevede uluslararası programlara kabul için belirli bir yabancı dil yeterlilik eşiği aranacağı anlaşılıyor. Ancak henüz uygulanmış bir sınav, örnek soru seti ve sonuçların uluslararası dil seviyeleriyle nasıl ilişkilendirileceğine dair yeterince açık bir tablo yok. Bu nedenle bu sınavın ne kadar adil, ölçücü ve uygulanabilir olacağını zaman gösterecek. Umudum, bu düzenlemenin öğrencilerin üzerine yeni ve gereksiz bir sınav yükü bindirmeden, gerçekten nitelikli programları destekleyen ve ailelerin daha doğru karar vermesine yardımcı olan bir kalite güvencesi aracına dönüşmesi. Yaşayıp göreceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Erhan Erkut Arşivi

Yapay Zeka ile Lise

21 Aralık 2025 Pazar 07:00

Üniversitelerimizin 2026 THE Karneleri

11 Ekim 2025 Cumartesi 07:00

Zorunlu Eğitim Süresi

08 Ekim 2025 Çarşamba 07:00

En Tepedeki Bilim İnsanları

05 Ekim 2025 Pazar 07:00

Hiç tercih edilmeyen bölümler

24 Eylül 2025 Çarşamba 07:00

Vakıf Üniversitelerine Kış Geliyor

08 Eylül 2025 Pazartesi 07:00

2025 Lisans Kontenjanları

06 Ağustos 2025 Çarşamba 07:00

719 tane birinci olur mu?

14 Temmuz 2025 Pazartesi 07:00