Emre Özpeynirci
Bir Türk, devleri mat edebilir mi?
Otomotiv endüstrisi tarihinin en sert regülasyon döneminden geçiyor. ‘Dizelgate’ skandalları, milyar dolarlık cezalar ve Avrupa Birliği’nin giderek daralan C02 hedefleri. Bu baskı, markaları devasa yatırımlarla elektrikli araçlara yönlendirdi. Ancak geçtiğimiz hafta İstanbul’da görüştüğüm Şaban Akyıldız, bu gidişatı sorgulatacak bir iddiayla karşıma çıktı. 30 yılı aşkın süredir emisyon kontrol sistemleri üzerine çalışan Akyıldız, bugün küresel ölçekte tescilli 30’dan fazla patente sahip olduğunu belirtiyor.
Açık kaynak patent veri tabanlarında (Justia vb.) başvuruları doğrulanabilen Akyıldız’ın temel iddiası şu; geliştirdiği ECC (Energy Control Center) sistemi, içten yanmalı motorlarda partikül emisyonunu %99’a, hidrokarbon ve karbon monoksiti ise %95’in üzerine varan oranlarda azaltabiliyor. Eğer bu oranlar, küresel homologasyon test prosedürleri kapsamında doğrulanır ve seri üretimde sürdürülebilir şekilde uygulanabilirse, otomotiv dünyasının son on yıldaki stratejik yönelimini yeniden tartışmaya açabiliriz. Ancak mesele tam da bu noktada düğümleniyor.

LABORATUVAR İLE GERÇEK YOL
Akyıldız’ın paylaştığı teknik dokümanlarda Almanya ve Türkiye’deki bağımsız laboratuvarlarda yapılmış test sonuçları yer alıyor. Rakamlar dikkat çekici. Ancak otomotiv dünyasında bir teknolojinin laboratuvar ortamında başarılı olması ile milyonlarca araçta, farklı iklim ve sürüş koşullarında uygulanabilir olması arasında devasa bir mesafe bulunuyor. Bu sistemin WLTP veya RDE (Gerçek Sürüş Emisyonu) prosedürleri altındaki performansı ve 100 bin kilometre üzerindeki dayanımı, endüstriyel kabul için en kritik eşik.
PATENT GÜCÜ NE ANLAMA GELİYOR?
Akyıldız’ın elinde çok sayıda uluslararası patent (34) bulunması hukuki bir güç simgesi. Ancak patent sahibi olmak, o teknolojinin fabrikadan çıkan her araçta yer alacağı anlamına gelmiyor. Akyıldız, küresel devlerin bu sistemi henüz entegre etmemesini; ‘patent yapısının aşılamaz olmasına’ ve ‘mevcut üretim mimarilerinin değişim gerektirmesine’ bağlıyor. Ancak büyük üreticiler cephesinde bu iddiayı doğrulayan resmi bir veri henüz mevcut değil.

ELEKTRİKLİYE ALTERNATİF Mİ?
Eğer vaat edilen emisyon düşüşü maliyet etkin şekilde sağlanabiliyorsa, içten yanmalı motorların ‘mutlak kirli’ ilan edilmesi teorik olarak tartışmaya açılabilir. Fakat elektrikli dönüşüm artık sadece bir egzoz emisyonu meselesi değil; karbon-nötr üretim, yenilenebilir enerji politikaları ve küresel tedarik zinciri stratejilerinin bir sonucu. Dolayısıyla, egzozun temizlenmesi tek başına bu devasa çarkı geri döndürmeye yetmeyebilir.
%99 düşüş teknik olarak mümkün mü?
Şaban Akyıldız’ın verileri; partikül maddede %99, hidrokarbon ve karbon monoksitte %95, NOx emisyonunda ise %90 iyileşmeye işaret ediyor. Bu oranlar, mevcut Euro 6d ve gelecek olan Euro 7 normlarının dahi çok ötesinde bir performans demek. Teknik olarak bu seviyeler mümkün olsa da, bunun endüstriyel ölçekte ve regülasyon otoriteleri denetiminde kanıtlanması süreci henüz tamamlanmış değil.
Ya gizli bir devrim ya iddialı bir proje
Şaban Akyıldız, geçmişte Texaco gibi devlerden 50 milyon dolarlık, yakın zamanda ise Suudi Arabistan merkezli gruplardan 11 milyar dolarlık teklifler aldığını ifade ediyor. Gazetecilik refleksiyle baktığımızda; bu denli büyük rakamların telaffuz edildiği bir masada, neden henüz küresel bir ortaklık veya seri üretim lisans anlaşması açıklanmadığı sorusu önem kazanıyor. Yanıt, belki de karmaşık müzakere süreçlerinde veya teknik onay aşamalarında saklı. Ama Akyıldız’ın buna cevabı; “Benim amacım büyük paralar kazanmak değil, temiz çevre.” Sonuç olarak Şaban Akyıldız’ın hikâyesi iki ihtimal barındırıyor: Ya gerçekten küresel ölçekte oyunun kurallarını değiştirecek bir teknoloji geliştirildi ve endüstriyel karşılığını bulması beklenen bir ‘gizli devrim’ söz konusu… Ya da güçlü patentlerle korunan ancak seri üretim gerçekliğinde henüz tam anlamıyla sınanmamış iddialı bir mühendislik projesi. Gerçek cevap, laboratuvar sunumlarında değil; küresel üreticilerin ve regülatörlerin masasında netleşecek.

Sadece otomobil değil
Akyıldız’ın vizyonu otomobillerle sınırlı değil. Sisteminin deniz taşımacılığı, enerji santralleri, jeneratörler ve ağır sanayi uygulamaları gibi alanlarda da uygulanabileceğini söylüyor. Eğer bu iddia doğrulanırsa, konu yalnızca otomotiv değil küresel emisyon politikaları açısından da önem kazanabilir.
Patentlere şuradan bakabilirsiniz: https://patents.justia.com/search?q=saban+akyildiz
