Aytuna Tosunoglu
Devam...
Bizim gibiler için durum gittikçe zorlaşıyor diye düşünebilirsiniz. Düşünmeyin. Ne demiş Atamız; “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtarır.” Biz yine bildiğimiz, doğruluğu tescil edilmiş yoldan, etik olan yoldan devam edelim. Zaten biz çoktan inandığımız değerler uğruna yalnız kalmaya hazırdık, öyle değil mi? Gerçek özgürlük burada.
Geçen hafta sahnede Ekrem İmamoğlu ve çevresinin olduğu “lawfare” kavramından bahsetmiştim. Hukukun rakiplerini devirmek için bir silah olarak kullanılması demekti. Bugün sahnede seçilmişler var, yarın başka biri/birileri, siyasi partiler, vakıflar, okullar, bankalar, iş yerleri, sahipleri olacak. Bu bir kişi meselesi değil. Bu bir yöntem meselesi. Son atamayla hukuk artık iyice siyasal rekabetin bir dekor parçasına dönüştü. Bilmiyorum ama birileri bazı savcı takvimlerini bir kontrol etse mi? Acaba seçim takvimiyle senkronize gitmeye temayüllü mü? Ne bileyim.
YENİ BİR STRATEJİ
Kaynaklar, Brezilya örneğine bakarak “Lawfare” oyunun bozulabileceğini söylüyor. Bir kere, sistemin içindeki çatlakları araştırmak, görmek lazım. Belge sızması bir ifşadır, içinde yer alan manipülasyonlar ortaya konabilir. Brezilya yaşadıklarından bir reçete çıkartmış. Geçen haftaki yazımda kısaca değinmiştim. Okuduklarımı size özetlemek arzusundayım.
KAPALI ODADAN ÇIKARTMAK
“Lawfare” en rahat görünmezlikte çalışıyormuş. Dosyalar teknik dil içinde dolaşarak kamuoyunu “anlaması zor” bir alanın içine itiyormuş.
Deniyor ki, bu zinciri kırmanın yolu şeffaflığı bir bürokratik talep olarak değil, siyasal talep olarak kurmaktır. Ne demek bu?
1. İddianamelerin ve ara kararların kamuoyuna sadeleştirilmiş analizlerle anlatılması,
2. Yargı takvimlerinin, karar çıkmasındaki hız farklarının ve seçiciliğin veriye dayalı biçimde gösterilmesi,
3. “Usul” başlığı altında saklanan siyasal etkilerin görünür kılınması ve 4. Uluslararası hukuk kurumlarının sürece dâhil edilmesi.
Şeffaflığın burada bir teknik temizlik olmasından ziyade güç ilişkisini ifşa etmede bir araç olarak kullanılması önemli deniyor. Kapalı kapı açıldığında tartışma bireysel suçtan sistemsel işleyişe kayar diye de ekleniyor.
SAVUNMA DİLİ: OUT
Savunma dili refleksiftir. Suçlamaya cevap verir. Dolayısıyla gündemi karşı taraf belirler. Çerçeve kurma dili ise gündemi yeniden tanımlar. “Biz suçsuzuz” cümlesi bireysel aklanma arayışıdır. “Bu yöntem siyaseti daraltıyor” cümlesi sistem eleştirisidir. Aradaki fark şudur: Savunma dili kişiyi korur. Çerçeve dili alanı genişletir. Bu dönüşüm sağlanmadığında her davanın ayrı bir kriz olarak yaşanacağı belirtiliyor. Oysa ortak desen kurulduğunda mesele kişisel dosyadan çıkar, demokrasi kalitesine bağlanır. Bir de hafıza üretmek var: Hafıza siyasal bir güçtür. Çünkü tekrar eden örüntüyü gösterir.
İşte böyle…
Oyunu yukarda biri kuruyor. Oynayalım diye dayatıyor. Meselemiz oyunun kurallarını tartışmaya açmak. Bakın bakalım, kurallar tartışılmaya başlandığında neler oluyor!