Olan oldu artık, bundan sonra ne olacak ona bakalım…

ABD-İsrail ile İran arasında başlayan çatışma artık sadece “uzakta bir savaş” değil; cebimize, faturamıza, kredi faizimize dokunabilecek bir ekonomik risk haline gelmiş durumda. Çünkü bu bölge, dünyanın enerji damarlarının geçtiği yer. Orada yaşanan her gerilim, petrolü, doğalgazı, taşımacılığı ve dolayısıyla hayat pahalılığını etkileyebiliyor.

Bugün piyasaların baktığı soru “Kim kimi vurdu?” değil. Asıl soru şu: Petrol ve ticaret akışı bozulacak mı? Çünkü ekonomi için önemli olan savaşın kendisi değil, savaşın maliyeti ve süresi. Kimse ölen masumlarla ilgilenmiyor.

Şu anda Brent petrol 80 Dolara yükseliyor gibi ama kararsız. Yani sabah erken saatlerde piyasa henüz “tam felaket” senaryosunu fiyatlamadı. Eğer çatışma kısa sürer ve Hürmüz Boğazı tamamen kapanmazsa, petrolün 80–95 dolar aralığına yükselmesi mümkün. Daha sert ama kısa bir senaryoda 100 doların biraz üzeri görülebilir. Bu ne demek? Benzin pahalanır, taşıma maliyeti artar, marketteki fiyatlar bir süre daha yükselir.

Savaşın kısa sürdüğü senaryoda küresel enflasyon yaklaşık 0,5–1 puan artabilir. Dünya ekonomisi de yaklaşık yarım puan yavaşlayabilir. Yani büyüme düşer ama sistem çökmeyebilir. Merkez bankaları faiz indirmekte zorlanır ama panik havası oluşmaz.

Altın ve gümüş tarafında ise kısa sürede “korunma” refleksi devreye girecek elbette. Bu sabah altın 5.300 dolar civarında. Kısa süreli belirsizlikte 5.500–5.800 dolar aralığına çıkması şaşırtıcı olmaz. Gümüş de benzer şekilde yüzde 10–20 civarında yükselebilir. Ancak çatışma çabuk yatışırsa bu yükselişlerin bir kısmı geri verilir.

Asıl risk çatışmanın uzaması. Eğer üç ayı aşan, özellikle Hürmüz Boğazı’nda kalıcı aksama yaratan bir tablo ortaya çıkarsa, o zaman mesele değişir. Petrol 110–160 dolar bandına yerleşebilir. Bu sadece akaryakıt fiyatı demek değildir; elektrikten ulaşıma, gıdadan sanayiye kadar her alanda maliyet artışı demektir. Böyle bir senaryoda küresel enflasyon 2–3 puan artabilir, küresel büyüme 1 ile 2 puan arası düşebilir. Yani dünya ekonomisi stagflasyona girebilir.

Uzun senaryoda ne olur ? Altın artık sadece “savaş var” diye değil, “enflasyon kalıcı hale geliyor” diye satın alınır. Bu durumda 5.900–6.700 dolar bandı gündeme gelebilir. Gümüş daha sert hareket ederek yüzde 30–40 civarında prim yapabilir. Çünkü insanlar paralarının değerini korumak ister. Gümüşte sanayi talebi de var. Bunu unutmayalım. Arz-talep dengesine de bakmak lazım. Eğer gümüş talebi yavaşlarsa bunun fiyatlara etkisi olacak elbette.

Borsalarda kısa senaryoda yüzde 5–10 arası düşüş normal karşılanabilir. Uzun senaryoda ise yüzde 20–30 düşüşler görülebilir. Bankalar özellikle zorlanır; çünkü hem kredi geri dönüş riski artar hem de faiz belirsizliği yükselir.

Turizm ve uçuşlar da etkilenir. Kısa sürede uçuş kapasitesi yüzde 20–30 azalabilir, dünya genelinde milyarlarca dolarlık turizm geliri kaybı yaşanabilir. Uzun senaryoda bu kayıp yüz milyarlarca dolara çıkabilir. Sadece tatil değil, iş seyahatleri ve fuarlar da zarar görür. Oteller, restoranlar ve şehir ekonomileri bundan etkilenir.

Dış ticarette de tablo ağırlaşır. Navlun fiyatları artar, mallar daha geç ulaşır, şirketler daha fazla stok tutmak zorunda kalır. Kısa senaryoda dünya ticaretinde yüzde 2 civarı daralma olabilir. Uzun senaryoda bu oran yüzde 5–7’ye çıkabilir. Bu da trilyon dolarlık kayıp demektir.

En çok etkilenecek ülkeler enerji ithalatına bağımlı olanlar elbette. Türkiye, Hindistan, Pakistan, Almanya, İtalya, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler enerji fiyat artışından daha sert etkilenebilir. ABD ve Kanada gibi enerji üreticileri ilk şoku daha rahat atlatabilir; ama küresel büyüme düşerse onlar da dolaylı etkilenir.

Aslında savaşın kendisi değil, süresi belirleyici faktör. Kısa sürerse fiyatlar bir süre yükselir ve sonra denge bulunur. Uzarsa hayat pahalılığı artar, büyüme düşer, işsizlik riski yükselir. Bu sabah petrolün 75 dolar seviyesinin altında olması, piyasanın henüz “en kötü” senaryoyu satın almadığını gösteriyor. Ama altının 5.500 dolara doğru hareketlenmesi, yatırımcının ciddi bir belirsizliği zaten fiyatladığını anlatıyor.

Vatandaş açısından basit gerçek şudur: Eğer petrol kalıcı olarak 110 doların üzerine yerleşirse ve bu durum aylarca sürerse, o zaman hem enflasyon hem de ekonomik yavaşlama birlikte hissedilir. Eğer gerilim kısa sürede kontrol altına alınırsa, bu dalga geçici bir sarsıntı olarak kalır.

Ekonomi savaşın sesine değil, savaşın cebimize maliyetine bakar. Süre uzadıkça maliyet büyür. Herkes hesabını buna göre yapsın.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Emre Alkin Arşivi

Kime göre, neye göre lüks?

29 Aralık 2025 Pazartesi 07:00

Et fiyatları

22 Aralık 2025 Pazartesi 07:00