Emre Özpeynirci

Emre Özpeynirci

Sen misin ek vergi koyan!

Avrupa otomotiv sanayisinde sessiz ama tarihi bir dönüşüm yaşanıyor. Birkaç yıl öncesine kadar Avrupa'nın en büyük endişesi Çin'den ithal edilen ucuz elektrikli otomobillerdi. Bugün ise tablo tamamen değişmiş durumda. Çinli üreticiler artık Avrupa'ya otomobil göndermek yerine Avrupa'da üretim yapmayı tercih ediyor. Uluslararası danışmanlık şirketi Ennis & Co Group’un hazırladığı sayfadaki harita tam olarak bunu gösteriyor. Macaristan'dan İspanya'ya, Almanya'dan İngiltere'ye kadar uzanan yatırımlar artık sadece otomobil fabrikalarından ibaret değil. Batarya hücresi, katot ve ayırıcı malzeme üretimi, gigafabrikalar, mevcut tesislerin satın alınması ve Avrupalı üreticilerle kurulan ortaklıklar, Çin'in Avrupa otomotiv ekosistemine adım adım yerleştiğini ortaya koyuyor.

İHRACATTAN YERELLEŞMEYE

Avrupa Birliği'nin Çin menşeli elektrikli otomobillere uyguladığı ilave gümrük vergileri, aslında Çinli üreticileri durdurmadı. Tam tersine stratejiyi değiştirdi. Artık amaç Avrupa'ya otomobil ihraç etmek değil, Avrupa'da üretip Avrupa'ya satmak. Böylece hem gümrük duvarları aşılıyor hem de ‘Avrupa'da üretilmiş’ algısıyla pazardaki kabul güçleniyor. Haritadaki en dikkat çekici detay ise yatırımların niteliği. Çin yalnızca montaj fabrikası kurmuyor. CATL, EVE Energy, Sunwoda, Huayou ve Semcorp gibi şirketlerle bataryanın neredeyse tüm değer zinciri Avrupa'ya taşınıyor. Bir başka ifadeyle Çin, elektrikli otomobilin en kritik teknolojisini de üretimin merkezine yerleştiriyor. Bu yatırımların toplam ekonomik büyüklüğünün 20 milyar Euro'yu aşacağı öngörülüyor.

AVRUPA DA SÜRECİN PARÇASI

Bir diğer önemli ayrıntı ise Çinli üreticilerin tek başına hareket etmemesi. Stellantis, Mercedes ve Ford gibi köklü üreticilerle kurulan ortaklıklar, bu dönüşümün iki taraflı olduğunu gösteriyor. Yani Avrupa yalnızca Çin yatırımlarını kabul etmiyor; rekabet gücünü koruyabilmek için Çin sermayesi ve teknolojisiyle iş birliği yapıyor.

MACARİSTAN VE İSPANYA ÖNDE

Bugün bu dönüşümün iki büyük kazananı öne çıkıyor. İlki Macaristan… BYD'den CATL'ye kadar birçok yatırım aynı ülkede kümelenmiş durumda. Macaristan, Avrupa'nın Çin bağlantılı elektrikli araç üretim üssüne dönüşüyor. İkinci ülke ise İspanya… Eski Nissan fabrikaları yeniden üretime kazandırılıyor, Stellantis ortaklıkları büyüyor ve yeni yatırımlar ülkenin otomotiv sanayisini yeniden canlandırıyor.

Bu harita aslında geçmişi değil, geleceği anlatıyor. Önümüzdeki dönemde rekabet artık otomobil markaları arasında değil, üretim ekosistemleri arasında yaşanacak. Çin Avrupa'nın içine üretimle yerleşirken, Türkiye'nin önünde kritik bir karar bulunuyor. Avrupa'nın yeni otomotiv üretim haritasının bir parçası mı olacak, yoksa bu dönüşümü dışarıdan izleyen ülkeler arasında mı kalacak?

Asıl tartışılması gereken konu da tam olarak bu.

avrupa-haritasi

TÜRKİYE NEDEN GERİDE?

Haritaya Türkiye açısından bakıldığında ise dikkat çeken tek yatırım BYD'nin Manisa fabrikası. Üstelik o da hala belirsizliklerle gündemde. Oysa Türkiye 2,3 milyon adet üretim kapasitesine, güçlü yan sanayisine, Avrupa'ya yakın lojistik avantajına ve gümrük birliği ilişkisine sahip. Buna rağmen Çin yatırımlarında Macaristan veya İspanya benzeri bir kümelenme oluşturabilmiş değil. Bunun temel nedeni yalnızca yatırım teşvikleri değil. Avrupa'nın hazırladığı yeni sanayi politikaları, ‘Made in EU’ yaklaşımı ve gelecekte oluşacak üretim zincirinde Türkiye'nin hangi konumda yer alacağı konusundaki belirsizlik de yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. Bu noktada bir şey yapmazsak, yeni haritanın dışında kalacağımız net.

TOFAŞ ROTASINI YAŞLANAN ARAÇ PARKINA ÇEVİRDİ

Türkiye’de binek ve hafif ticari araç parkı 24 milyon adede ulaşırken, bunun yaklaşık %41'ini 16 yaşın üzerindeki araçlar oluşturuyor. Bu tablo, otomotiv sektöründe satış sonrası hizmetlerin önemini her geçen gün artırıyor. Tofaş Satış Sonrası ve Yedek Parça Direktörü Hüseyin Şahin, Türkiye'deki satış sonrası pazarının yıllık yaklaşık 9 milyar Euro büyüklüğe ulaştığını belirterek, şirketin stratejisini bu alana göre şekillendirdiğini söyledi. Tofaş-Stellantis birleşmesinin en büyük sinerjisi de aslında satış sonrasında yaşanıyor. Artık 7 markaya ait 6.7 milyon araçlık parkı yönetiyorlar. Bu, yedek parça ve servis tarafında ciddi ölçek avantajı sağlıyor. Şirket bugün 7 markaya 369 yetkili servisle hizmet verirken, elektrikli araç bakımına uygun servis sayısını 319'a çıkardı. Bunun 211'i batarya değişimi ve hasar onarımına hazır. Bu, Türkiye'deki en yaygın elektrikli servis ağlarından biri olduklarını gösteriyor. Tofaş'ın en hızlı büyüyen alanlarından biri ise tüm markalara hizmet veren bağımsız servis ağı Eurorepar Car Service olmuş. 2021'de 85 servis noktası bulunan ağ, bugün 380 noktaya ulaşırken, yıl sonuna kadar bu sayının 450’e çıkması hedeflenmiş.

huseyin-sahin

Önceki ve Sonraki Yazılar
Emre Özpeynirci Arşivi

Bir dönemin sonu

01/06/2026 07:00

Savaşma, ortak ol!

11/05/2026 07:00