Mehmet Şandır
Yalan içinde ölmek
TÜİK'e göre Türkiye, mutlu ve umutlu...
Mutlu ve gelecekten umutlu olmak bu topluma gerçekten çok yakışır, hakkıdır da. Ancak gerçekler öyle söylemiyor.
"Yalan içinde yaşamak" bir kurumsal yapıya dönüştü. TÜİK, geçen hafta mutluluk anketini yayınladı. Buna göre; 18 ve üzeri yaştaki bireylerin yüzde 53,3'i mutlu. Emeklilerin (55-64 yaş grubu) yüzde 54,6'sı, erkeklerin yüzde 51,4'ü kadınların yüzde 55,1'i mutlu... Ayrıca her 100 kişiden 67'si geleceğinden umutlu...
"Yalan söylüyorsun" demek nezaketsiz bir davranış, bize yakışmaz.
Ancak, TÜİK doğru söylemiyor, gerçekleri toplumdan saklıyor veya çarpıtıyor!
TÜİK, aynı ankette katılımcılara bir soru daha sormuş; "en önemli sorununuz nedir?" Hayat pahalılığı ve yoksulluğu birinci sorun olarak işaretleyenlerin toplamı ankete katılanların yüzde 47.8'i olmuş. Sayın Şimşek'de aynı kanaatte...
Hayat pahalılığı ve yoksulluktan şikayet eden bir toplumun mutlu ve geleceğinden umutlu olması yaman bir çelişki değil mi? Komşusu mutlu ve umutlu olamayan mutlu olabilir mi?
Çok uzun bir süre yüksek enflasyon baskısı altında yaşayan özellikle sabit ve dar gelirli kesimlerin reel olarak yoksullaştığını, gelir dağılımı adaletsizliğinin kalıcılaştığını hatta zenginle yoksul arasındaki makasın açıldığını ve "sessizce fakirleştiğimizi" resmi rakamlar söylerken TÜİK'in Türk toplumunun yüzde elliden fazlasının mutlu ve gelecekten umutlu olduğunu yayınlaması, kara mizah olmuştur; insanımızın yoksulluğu ile alay edilmiştir.
TÜİK’in 2025 Yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre
Türkiye’de en az 17 milyon yurttaş en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak kadar yoksul... Sürekli yoksulluk oranı yüzde 13,6;
Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranı yüzde 27,9.
Nüfusun yüzde 28,8'i sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi problemleri yaşıyor.
Taksit ödemesi veya borcu olanların oranı yüzde 56,4.
Bu tablodan mutluluk çıkar mı?
“Aylık kredi kartı borcum maaşımı aştı” diyenlerin oranı yüzde 49.2 olmuş. Bankalara 6 trilyon 315 milyar lira borcu olan icraya düşmüş bir toplum 'mutlu' olabilir mi?
2026 bütçesinde 2 trilyon 742 milyar liranın faiz ödemesi olarak ayrıldığını yalnız ocak ayında 545 milyar lira faiz ödendiğini biliyoruz. Buna rağmen ülkemizde çalışanların yarısının asgari ücretle çalıştırıldığını, açlık sınırının altındaki asgari ücretin çalışanların kaderi haline geldiğini ve emeklilerin durumunun daha da vahim olduğunu bilmeyen var mı?
Türkiye’de savaş yok ama insanlar gelecek göremediği için ülkeyi terk ediyor. Gençler gidiyor, nitelikli iş gücü gidiyor. Alman istatistiklerine göre Türkiye, Almanya’ya Ukrayna ve Suriye’den sonra en fazla göç veren üçüncü ülke. Bu topluma 'umutlu' diyebilir miyiz?
TÜİK, işsizlik oranını yüzde 8,2 olarak açıkladı. Ancak bu oranda iş bulmaktan umudu kaybolanlar işsiz olduğu halde iş aramayan ve fakat iş bulsa çalışacak olanlar yok...
Tarımda çalışanlar, mevsimlik işçiler, sanayide çalıştırılan okul çocukları ile şişirilen istihdam rakamları gerçekleri yansıtmıyor.
Türkiye'de çalışabilir nüfusun yarısı işsizlikten dolayı çalışmıyor.
Türkiye’nin üyesi olduğu, OECD ülkelerinde ortalama istihdam oranı yüzde 70,3 iken Türkiye’de yüzde 53,1’dir. Bu oran OECD ülkeleri içinde en düşük oran...
SONUÇ; 24 yaşından küçük üniversite mezunlarının yüzde 30’u işsiz...
En vahim tablo, "ne eğitimde ne de istihdamda" (NEET) olan gençlerin sayısındaki devasa artış; 15-34 yaş grubundaki 24,1 milyon kişinin tam 6,5 milyonu, hem eğitim hayatından kopmuş durumda hem de çalışma hayatına dahil olamıyor.
1 Ocak 2026 tarihinde 4 bin 293 olan cezaevindeki çocuk sayısı, sadece 30 gün içinde 212 kişi artarak 4 bin 505’e yükselmiş. Uyuşturucu kullanım yaşı ne yazık ki 15 yaşın altına inmiş...
2025 itibariyle uyuşturucu bağımlısı olduğu düşünülen insan sayısı 2 milyonu geçmiş...
Ülkemiz suç ve suçlu bataklığına dönüştü; haberlere bakabiliyor musunuz?
Bu duruma gelmiş topluma "mutlu ve umutlu" diyebilir miyiz?
Mübarek oruç ayındayız; Muhataplarımızın anladığı dilden noktalayalım.
Hazreti Peygambere göre “Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.” (Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107-108.)
Çeyrek asırdan bu yana ülkemizi yönetenler; bu sözler size bir şey söylüyor mu?
YALAN İÇİNDE ÖLÜYORSUNUZ!