Sevgin Akış Roney

Sevgin Akış Roney

Yeni Zelanda: “Uzun beyaz bulut ülkesi” (2)

Geçen hafta “Pasifik Ateş Çemberi” denilen deprem kuşağında yer alan Yeni Zelanda’nın volkanik bölgesindeki Rotoura şehrinin çevresinde dolaşıyorduk. Bu hafta o bölgedeki gezimizi tamamlayıp Auckland’a gidiyoruz.

WAITOMO “GLOWWORMS” MAĞARASI

Rotorua’dan yaklaşık yüz elli kilometre uzaklıktaki Waitomo “Glowworms” Mağarası bence dünyada sadece bu coğrafyada yaşanabilecek eşsiz bir deneyim sunuyor. Waitomo bölgesinde bulunan yüzlerce mağaradan özellikle üç tanesi turistlerin ilgi odağı. İlginin nedeni sadece mağaraların içindeki sarkıt ve dikitler, hayranlık verici kireçtaşı oluşumlar, yeraltı suları değil. Maorilerin hayatında tarihi bir öneme sahip olan bu mağaralar, yerin metrelerce altında ışığın olmadığı ama tam anlamıyla karanlık da olmayan bir dünyaya ev sahipliği yapıyorlar.

glowworms-magarasi1

Mağaraların tavanlarında binlerce küçük mavi ışık görülüyor. Bunlar yıldız değil “glowworm”lar. Türkçeye “ışıldayan solucanlar” olarak çevirebileceğim “glowworms” aslında bir solucan veya bir böcek değil. Bir sinek türünün larva hali. Bu evrede hayatta kalabilmek için tavandan aşağı örümcek ağı gibi çok ince ve ışık saçan iplikler salgılıyorlar. Binlerce küçük böcek ışığa doğru yönelip ağlara yakalanınca iplikleri yukarı çekip besleniyorlar.

Doğruyu söylemek gerekirse Waitomo mağarasının büyük galerilerinin altında indiğimizde beni ne denli muhteşem bir deneyimin beklediğinin farkında değildim. Uzun bir dehliz boyunca uzanan suyun üstünde büyücek bir kayıkla sessizce ilerlerken mağaranın tavanlarına sanki yıldızlı bir gökyüzünü seyreder gibi hayranlıkla bakakaldım.

AUCKLAND: YELKENLER ŞEHRİ

1841-1865 yılları arasında başkent olup daha sonra bu görevi Kuzey Adası’nın en güneyinde ve dolayısıyla ülkenin tam ortasında bir konuma sahip olan Wellington’a devretmiş olan Auckland, Yeni Zelanda’nın en kalabalık şehri. İngiliz kökenli Avrupalıların çoğunlukta olduğu ama Polinezya ve Asyalı toplulukların da yoğun olarak yaşadığı şehrin çok kozmopolit bir yapısı var. Şehir merkezi küçük olsa da yayıldığı alan oldukça geniş. “Yelkenler Şehri” olarak anılmasının nedeni ise hem doğu hem de batısında denize kıyısı olan dar bir kara parçasında yer alan Auckland’daki marinalarda demirlemiş olan beş yüz binden fazla yelkenli ve tekne.

auckland-liman-koprusu1

Waitomo mağarasını ziyaret ettikten sonra karayoluyla geldiğimiz Auckland’daki şehir turumuza ertesi sabah başladık. 1959’da açılan ve Yeni Zelanda’nın ikinci en uzun karayolu köprüsü olan (yaklaşık bir kilometreden biraz fazla) Auckland Liman Köprüsü’nden geçerek şehre girerken “Westhaven” marinasını panoramik olarak gördük. Güney Yarımküresinin en büyük yat limanının manzarası, arkasında yükselen gökdelenlerle birlikte gerçekten etkileyici idi. Avrupalı göçmenlerin ilk yerleşim bölgelerinden biri ve şimdilerde çok zenginlerin yaşadığı Parnell banliyösünde kısa bir mola verdik.

AUCKLAND MÜZESİ

Sönmüş bir yanardağın konisi etrafında yer alan ve şehrin en eski parkı sayılan “Auckland Domain”de ziyaret ettiğimiz Auckland Müzesi görkemli bir neoklasik bina. 1929’da Yeni Zelanda’nın katıldığı savaşlarda hayatını kaybeden askerlere bir saygı gösterisi olarak inşa edilmiş olmakla birlikte, içerdiği farklı koleksiyonlar ve sergilerle ülkenin doğal mirasını ve kültürel tarihini de sergiliyor.

auckland-muzesi2

Müzenin Gelibolu Savaşı’yla ilgili bölümünde uzunca kaldım. Binanın dışında bulunan, “Gelibolu 1915” başlığıyla savaştaki bazı önemli cephelerin isimlerinin bulunduğu anıtın fotoğrafını çektim. Müzenin bahçesinde bir de tamamı Anzak Koyu’ndan getirilmiş taşlarla yapılmış ve üzerinde Atatürk’ün savaşta hayatını kaybeden askerlerin annelerine seslenişinin yazılı olduğu bir anıt varmış ama ben görmedim.

GÜMÜŞ EĞRELTİ OTU: YENİ ZELANDA’NIN YARI ULUSAL AMBLEMİ

Müzeden ayrıldıktan sonra yine “Auckland Domain”de bulunan “Wintergardens” dedikleri kış bahçelerine gittik. Burada en çok ilgimi çeken yerel rehberimizin ısrarla bana göstermek istediği gümüş eğrelti otları oldu. Yeni Zelanda arması ve bir dolarlık madeni para da dahil olmak üzere çeşitli resmi sembollerde kullanılan yarı ulusal bir amblem olan gümüş eğrelti otu ülkeye özgü bir türmüş. Maori kültüründe önemli bir yer tutan gümüş eğrelti otunun önemi tamamen pratik nedenlerden kaynaklanıyormuş. Maoriler geceleri ormanlarda ilerlerken bu otun yapraklarının parlak gümüş rengindeki alt kısmını ay ışığını yansıtarak yollarını bulmakta kullanıyorlarmış. Maori efsanelerinde savaşçılara ve avcılara yol gösteren bir tür navigasyon aleti gibi!

gumus-egrelti-otu1

SOSYALİST BİR LİDERE ADANMIŞ PARK

Öğle yemeğimizi Auckland’ın en hareketli sahil bölgelerinden biri olan “Wynyard Quarter”da yedik. Çevrede biraz dolaştıktan sonra şehir merkezinin beş kilometre doğusundaki bir banliyöde, bahçelerle kaplı bir tepede yer alan bir anıt mezarı ziyarete gittik. Daha önce adını hiç duymadığım bir politikacı olan Michael Joseph Savage, Yeni Zelanda’nın İşçi Partili ilk başbakanıymış. 1935’ten 1940’ta vefat edene kadar birinci işçi partisi hükümetine başkanlık etmiş. Ülkeyi bir refah devleti yapmak için çok çabalamış ve bu nedenle çok saygı duyulan bir lidermiş. Ölümünün ardından 1943’te açılan parkta dolaşırken iyi bir lider olmanın ne kadar kıymetli olduğunu düşündüm.

“SKY TOWER” VE “QUEENS STREET”

Otelimize çok yakın bir noktada bulunan “Sky Tower” turumuzun son durağıydı. Yeni Zelanda’nın en yüksek binası ve Auckland’ın en ünlü yapısı olan kulenin yüksekliği 328 metre. 192 metre yüksekliğindeki gözlem katından 360 dereceyle şehri seyretmek mümkün. İsteyenler kulenin etrafını çevreleyen bir platformda yürüyebiliyor (sky walk) veya platformdan aşağı atlayabiliyorlarmış (sky jump). Elbette güvenlik halatlarına bağlı olarak!

Akşamüstü verilen serbest saatte şehrin ana alışveriş caddesi olan “Queens Street”te dolaştım. Sahilden içeri yaklaşık üç kilometre boyunca uzanan caddede farklı ülke mutfaklarına ait restoranlar, kafeler ve barlar var. Biz akşam yemeği için “Viaduct Harbor”da limana ait tarihi bir binadaki manzaralı bir restoranı tercih ettik. Daha sonra ertesi sabah erkenden Singapur üzerinden İstanbul’a dönmek üzere otelimize döndük.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Sevgin Akış Roney Arşivi

Buz ve Ateş Adası İzlanda (2)

16 Kasım 2025 Pazar 07:00

Buz ve Ateş Adası İzlanda (1)

09 Kasım 2025 Pazar 07:00