Emre Özpeynirci
Zenginleşen Türkiye öncü pazarımız oldu
Bugün otomotiv dünyası tarihinin en büyük dönüşüm dönemlerinden birinden geçiyor. Elektrifikasyon, yazılım, bağlantılı araç teknolojileri… Bu dönüşümün kalbi çoğu zaman Avrupa ya da Çin olarak gösteriliyor. Ancak BMW cephesine göre tablo biraz daha farklı. BMW Grubu’nun Asya-Pasifik, Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika satışlarından sorumlu Başkan Yardımcısı Ritu Chandy, geçtiğimiz hafta hem Borusan Oto Ataşehir’in açılışı hem de markanın Neue Klasse dönüşümünün ilk temsilcisi yeni iX3’ün Türkiye lansmanı için İstanbul’daydı. Chandy, ekim ayında göreve gelir gelmez ilk ziyaretlerinden birini Türkiye’ye yapmıştı. Bu ajanda tercihi bile Türkiye’nin BMW global stratejisindeki ağırlığını gösteriyor.
EN BÜYÜK BAĞIMSIZ DİSTRİBÜTÖR
İstanbul’daki buluşmamızda Chandy’nin paylaştığı rakamlar, Türkiye’nin artık sadece bir satış noktası olmadığını ortaya koyuyor. “Borusan bugün dünyadaki en büyük bağımsız distribütörümüz. İkinciyle arasında neredeyse yarı yarıya fark var. Türkiye ise sorumlu olduğum bölge içinde en hızlı büyüyen ülke” diyor. 2025 yılında BMW’nin yönettiği 100’den fazla ülkeyi kapsayan geniş bölge %4,7 büyürken, Türkiye hacim olarak Japonya ve Kore’nin ardından üçüncü sırada yer alıyor. Ancak büyüme ivmesi ve dönüşüm iştahıyla birçok gelişmiş pazarı geride bırakıyor. Yani BMW’nin bölgesel büyüme motorlarından biri artık Türkiye.

ELEKTRİKLİDE BÖLGENİN ÜZERİNDE
Asıl çarpıcı olan ise büyümenin niteliği. Chandy veriyi net paylaşıyor: “BMW ve MINI olarak Türkiye’de geçen yıl sattığımız araçların %61’i tam elektrikli ve şarj edilebilir hibrit modellerden oluştu. Sorumlu olduğum bölge genelinde bu oran %38. Türkiye sadece adet olarak değil, dönüşüm hızında da birçok gelişmiş pazarı geride bırakıyor.” Bu oran, Türkiye’yi BMW için adeta erken adaptasyon laboratuvarı haline getiriyor. Vergi yapısı, premium müşteri profili ve marka bağlılığı birleştiğinde ortaya klasik gelişen pazar tanımının ötesinde bir tablo çıkıyor.
TÜRKİYE’YE ÖZEL 160 kW FORMÜLÜ
Türkiye’nin farklı ÖTV yapısı BMW’nin ürün planlamasında da özel çözümler üretmesine neden olmuş. Chandy süreci şöyle anlatıyor: “X3 için Türkiye pazarına özel Güney Afrika üretimi 1.6 litrelik bir motor geliştirdik. Daha önce iX1’de düşük ÖTV dilimine giren 160 kW’lık güç seçeneğini sunduk. Şimdi ise yeni iX3’te Türkiye’ye özel 160 kW’lık bir versiyon hazırladık.” Bir markanın global ürün planlamasında ülkeye özel güç versiyonu açması sıradan bir karar değil. Bu, o ülkenin stratejik öneminin kabulü anlamına geliyor. Nitekim araç henüz showroomlara gelmeden ve fiyatı açıklanmadan 5 bine yakın müşterinin bilgi talebinde bulunması da beklentinin seviyesini gösteriyor.

SERVET ARTIŞI PREMIUMU BESLİYOR
Chandy’ye göre Türkiye’deki talebin arkasında yalnızca model yeniliği yok: “Türkiye’de ciddi bir varlık ve servet artışı var. Yüksek gelir grubunun servetinin 2030’a kadar artacağına dair veriler mevcut. Enflasyona rağmen markaya, lükse ve deneyime bağlılık çok güçlü. Türkiye bizim için artık sadece bir pazar değil; bağlantılı araçlar, akıllı mobilite trendleri ve büyümenin öncüsü.” Otomotivde artık sadece üretim gücü değil, doğru pazarı doğru okumak kazanıyor. BMW için Türkiye bugün okunması gereken bir dipnot değil, stratejik bir paragraf.
X1 PHEV’i telafi etmek kolay değil
Ritu Chandy, 2025’teki güçlü performansın arkasında bazı özel regülasyon dinamikleri olduğunu da açıkça kabul ediyor: “Geçen yıl X1 PHEV modelimizin önemli bir vergi avantajı vardı. Ancak kurallar değişti, artık plug-in hibritler eskisi kadar avantajlı değil. Güney Afrika üretimi X3’e gelen ek vergiler nedeniyle o modeli getirmek şu an zor görünüyor. Bu yıl odağımız yeni elektrikli iX3, yeni 7 Serisi ve ABD’den gelecek X5 ile X7 olacak. Geçen yılın X1 PHEV ivmesini telafi etmek kolay olmayacak ama yine de iddialıyız.”
Çinli markaların bilançolarına bakın
Çinli markaların agresif fiyat politikasını sorduğumda Chandy’nin yanıtı stratejik: “Çinli markalar iyi donanım ve rekabetçi fiyatla geliyor. Ancak bu markaların finansal tablolarına, bilançolarına da bakmak gerekir. Evet fiyatlandırma agresif ama bunun sürdürülebilirliği önemli. Biz BMW olarak Çin’deki Ar-Ge gücümüzü ve yerel üretim avantajlarımızı kullanarak maliyetlerimizi optimize ediyoruz ancak sürdürülebilir kârlılıkla ilerliyoruz.”
Chandy satır aralarında, fiyat rekabetinin kalıcı başarı için yeterli olmadığını ima ediyor.
Avrupa’da herkes eşit şartta yarışmalı
BMW’nin küresel ticaret ve AB düzenlemeleri konusundaki duruşu da net: “Avrupa tek bir ülke değil. Norveç’te elektrikli penetrasyon çok yüksek olabilir ama İtalya’da bu oran %10’un altında. Polonya hâlâ V8 motorlu araç talep ediyor. Eğer Avrupa’da güçlü bir oyuncu olmak istiyorsanız ‘BEV ve bitti’ diyemezsiniz. Teknolojiye açık olmalı ve içten yanmalı motorları da en verimli haliyle üretmeye devam etmelisiniz.” Chandy’ye göre regülasyonların aşırı sert uygulanması durumunda birçok üretici Çinli markalardan karbon kredisi satın almak zorunda kalabilirdi: “Rekabetten korkmuyoruz. Çinli, Amerikalı ya da Koreli fark etmez. Ancak oyun alanı eşit olmalı. Avrupa’da araç satmak isteyen markalar burada yatırım yapmalı ve aynı kurallara tabi olmalı.”
Bir boşanma asla gündemimizde yok
BORUSAN ile ortaklık konusundaki mesajı ise son derece net: “Borusan ile ortak olmaktan çok memnunuz. 42 yıllık bir ilişkiden söz ediyoruz. Bu ortaklık pek çok sınavdan geçti. Borusan, BMW Grubu’nun dünyadaki en büyük bağımsız ithalatçısı konumunda. İkinci sıradaki ithalatçının hacmi yaklaşık yarı seviyesinde. Bu ortaklığa güvenimiz tam. Bir ‘boşanma’ fikri asla gündemimizde değil.”
Nisan ayında geliyor
Ritu Chandy’nin, “Gülümsüyorum çünkü Borusan Otomotiv CEO’su Hakan Tiftik bu görüşmede olsaydı ‘Daha kaç tane araç alabiliriz?’ diye sorardı” sözleri, Türkiye’deki premium talebin en samimi özeti oldu. Nisan ayında Türkiye’de yollara çıkacak 160 kW’lık yeni iX3, BMW’nin Türkiye performansında belirleyici bir rol oynayacak.