Erhan Erkut
2026 Üniversite Kontenjanları
Tercih dönemi ile kontenjanlar açıklandı. Kontenjanlarda 2024’ten bu yana gördüğümüz düşüş bu yıl da sürdü. Aşağıda son iki yılın lisans kontenjan sayılarını görüyorsunuz. Tablodaki kontenjanlar “genel kontenjan” olarak tanımlanan ve herkesin başvurabileceği kontenjanlar (yani okul birincileri ile depremzede yakını, şehit/gazi yakını ve 34 yaş üzeri kadın kontenjanlarını içermiyor).

Toplam kontenjan %5,7 düşmüş. Bu düşüş gecen yıl %8,2, 2024’te ise %10,5 idi. Son üç yılda lisans kontenjanındaki toplam düşüş 114.540 kişi olmuş (%22,6). Yıllardır ülkede büyük bir kontenjan balonu olduğunu yazan birisi olarak bu kararı destekliyorum.
İkinci ilginç gözlemim ise devletin yükseköğretim yükünün zaman içinde ciddi olarak azaltılmış olması. 2018’den 2026’ya gelirken devlet kontenjanı 144.580 azalmış (%34). 2018’de toplam kontenjanın %80,7’si devlette iken, 2026’da bu oran %70,6’ya düşmüş. Özelleştirmenin artmasını yanlış buluyorum.
Vakıf kontenjanlarının %15’i tam burslu, %67’si %50 indirimli, %4’u %25 indirimli ve %14’ü de tam ücretli. Ortalama burs (geçen seneye kıyasla %1’lik bir düşüş ile) %49,7 olmuş, fakat birçok vakıf ek burslar veriyor.
Genel kontenjanın dışındaki kontenjanlar (okul birincileri, depremzede yakını, şehit/gazi yakını ve 34 yaş üzeri kadın) 2025’te 21.346 iken, (depremzede yakını kontenjanının kaldırılması ile) 2026’da 15.013’e düşürülmüş. Eğitim fakültelerindeki MEB kontenjanı 5.000 olarak kalmış.
KAPATILAN VE YENİ AÇILAN PROGRAMLAR
Doksan civarında üniversitede bulunan ve toplam kontenjanı 4.369 olan Spor Yöneticiliği, Hacettepe’deki Aile ve Tüketici Bilimleri, Hacı Bayram Veli’deki Emlak ve Emlak Yönetimi, Dokuz Eylül’deki Film Tasarımı ve Yazarlığı ve Film Tasarımı ve Yönetmenliği bölümleri kapatılmış. Bu bölümlerin geçmiş yıllardaki dolulukları yüksek imiş. Dolayısıyla kapatılmalarının nedeni talep olmaması değil.
Bunların yanında toplam kontenjanı 334 olan 17 yeni program açılmış: Paramedik, Biyoteknoloji ve Genetik, Robotik ve Otonom Sistemler Mühendisliği, Balıkçılık Teknolojisi, Finansal Teknoloji, Dijital Yapımcılık ve Yayıncılık, Veri Mühendisliği, Felsefe ve Yapay Zeka, E-İşletme ve E-Ticaret, Uygulamalı Bankacılık ve Finans, Animasyon ve Video Üretimi, İşletme ve Yapay Zeka, Tarih ve Yapay Zeka, Turizm ve Otel Yönetimi, Gastronomi, Yapay Zeka ve Veri Analizi. Bu bölümlerin bazılarını isabetli buluyorum, bazılarını ise isabetsiz. Mühendislik dışında adında “yapay zeka” olan bir bölüm açmanın mantığı nedir? İçinde yapay zeka olmayan program zaten artık olmamalı. İşletme programlarında yapay zeka zaten önemli bir rol oynamak zorunda iken, İşletme ve Yapay Zeka programının açılması gerekli mi? Aynı şekilde Uygulamalı Bankacılık ve Finans programının da yeteri kadar benzeri yok mu? Turizm İşletmeciliği, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik, Turizm ve Otel İşletmeciliği programları varken, Turizm ve Otel Yönetimi program adını onaylamak doğru mu? Programların birbirine bu kadar yakın olması kafa karışıklığı yaratmaz mı?
Yeni teknolojilerle ilgili programların enflasyonu da rahatsız edici. Yıllarca vakıf üniversitelerinin Yapay Zeka mühendisliği programlarını reddeden YÖK bu sene yapay zeka ile ilişkili programları abartmış. Bilgisayar Mühendisliğinden doğan Yapay Zeka Mühendisliği programlarının yanında, Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi, Yapay Zeka ve Veri Analizi, Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği, Veri Bilimi ve Analitiği, Veri Mühendisliği programları var. YÖK’e sormak isterdim: Makine öğrenmesi olmadan yapay zeka olabilir mi? Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi adı çok gereksiz. Veri analizi olmadan yapay zeka olabilir mi? O halde neden Yapay Zeka ve Veri Analizi programı var? Yeni teknolojileri kucaklamak ayrı (ki o konuda YÖK çok geç kaldı), isimleri yeni teknolojileri çağrıştıran program enflasyonu yaratmak ayrı.
EN YÜKSEK KONTENJANLI PROGRAMLAR
2026 için kontenjanı en yüksek 30 program (veya program grubu) aşağıdaki tabloda. Bu programların toplam kontenjanı tüm sistemdeki lisans kontenjanının %57’sini oluşturuyor. Bu kontenjan sayıları “genel” kontenjanlar. Genel kontenjan Açıköğretim, Uzaktan Eğitim, MTOK, KKTC uyruklu, UOLP kontenjanlarını içeriyor, fakat okul birincisi, depremzede, şehit/gazi yakını, 34 yaş üzeri kadın kontenjanlarını içermiyor.

Notlar:
- Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler, Uluslararası İlişkiler
- İktisat, Ekonomi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, Ekonometri ve Ekonomi-Finans
- İlahiyat ve İslami Bilimler/İlimler
Bu kontenjanı en yüksek programlar arasında kontenjanı en çok azalanlar İngiliz Dili ve Edebiyatı, Görsel İletişim Tasarımı, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Hukuk ve Dış Hekimliği olmuş. Bu azaltmaların ikisini sorgulamak gerek. Yaşlanan bir ülkede fizyoterapi ve rehabilitasyon ile diş hekimliği ihtiyacının artması beklenir. Diğerlerindeki azalmayı ekonominin işgücü talebi ve yapay zeka etkisi ile açıklamak mümkün.
Kontenjan artışları pek kayda değer değil. Bunların arasında Siyaset grubundaki artışı ve bu grubun üçüncü en yüksek kontenjana sahip olmasını hayretle karşıladım. Yıllardır belirttiğim gibi ülkedeki en büyük balon siyaset balonu. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları ofisinin geçmişte yayınladığı ÜniVeri raporları bu alanda istihdama ulaşmanın uzun bir süre aldığını, maaşların düşük olduğunu ve mezunların niteliklerinin altında işlerde çalıştığını söylüyor ama bu raporlar kontenjan belirlerken dikkate alınmıyor. Bu alanları seçecek öğrencilere önerim mutlaka iyi bir İngilizcenin yanına bir işletme yan dalı koymaları, teknolojik okuryazarlıklarını geliştirmeleri ve olabildiğince çok staj yapmaları.
En popüler programlardan olan Bilgisayar ve Yazılım Mühendisliklerindeki kontenjan düşüşleri şaşırtıcı değil. Bu programların kontenjanları son yıllarda çok hızlı arttı. Gördüğümüz düşüş %50 burslu programlarını dolduramayan okulların kontenjanlarının düşürülmesi ile ortaya çıktı. Öte yandan Yapay Zeka Mühendisliği ile yakın akrabalarındaki kontenjan artışları bu düşüşleri kısmen de olsa karşılıyor.
Adaylar tercih yaparken kontenjan değişikliklerini mutlaka dikkate almalı. Kontenjanı artan programlarda sıralamaların aşağıya, azalan bölümlerde ise yukarı gitmesi beklenir.
SONUÇ
Geçmişte Türkiye’deki üniversite kontenjanları akademik veya ekonomik nedenlerle değil siyasi nedenlerle artırıldı, bu yanlış politika genç işsizliği sorununu çözmeyip sadece öteledi. Üniversitelerimiz yıllardır iş dünyasının beklentilerinden kopuk bir şekilde diplomalı işsiz yetiştiriyorlar. Geçmişte önerim hep şu olmuştu: birçok kontenjan ciddi olarak geriye çekilmeli, kontenjanlar öğretim üyesi sayısına endekslenmeli ve kontenjan planlama sürecinde gelecekteki istihdam piyasası beklentileri kullanılmalı. Son 3 yıldır kontenjanlar belirlenirken doğru olduğunu düşündüğüm bazı adımların atıldığını görmekten mutluluk duyuyorum. Bazı kontenjanları hala sorunlu buluyorum fakat tüm sorunların hemen çözülmesini beklemiyordum.
Unutmamalıyız ki sınıfta kalmanın olmadığı bir lise sisteminden çıkan öğrenciler, barajın olmadığı bir üniversite sınavı ile programlara yerleştiriliyor. Kontenjanların aşağıya çekilmesine devam edileceğini umuyorum. Üniversite diplomasının değerinin düştüğü bir dünyada daha fazla geleneksel üniversiteli yetiştirmek yerine gelecekte ihtiyaç duyulacak ve geleceği şekillendirebilecek insan kaynağı yetiştirmeye odaklanmamız gerek.
Not: Bu çalışmada kullanılan veriler Nur Erdem Özeren tarafından sağlanmıştır.