Yağız Kutay
Londra’da rehin swap’lar
Bloomberg’in paylaştığı verilere göre, Türkiye’nin altın rezervleri Mart 2026’da yaklaşık 60 tonluk bir düşüşle 8 milyar dolara yakın bir erime gösterdi. Ocak 2025 seviyelerine geri dönen bu dik eğriyi görenler, "savaşın faturası altınla ödeniyor" teşhisini koymakta gecikmedi.
Ancak müsaadenizle, biz manşetlerin ötesine geçelim ve o "diğer" kaleme inelim.
Öncelikle manşetlerdeki o korkutucu "60 tonluk satış" rakamını bir kenara bırakalım ve rasyonel verilere odaklanalım. Merkez Bankası’nın altın rezerv oranı tüm rezervlere kıyasla %70 seviyesine gelmişti ki bu oran çok yüksekti.
Diğer bir konu da bilançonun satır araları. Giden altının yaklaşık yarısı aslında satılmadı.
TCMB’nin döviz likidite tablosundaki "Diğer borç/alacak" kalemlerindeki şişme, bu miktarın (yaklaşık 30 tonunun) Londra (BoE) depolarında swap mekanizmasıyla "rehin" verildi. Yani aslında net satış kabaca 30 ton civarında kalmış durumda. Bu, manşetlerin yarattığı panik havası için kuşkusuz "iyi." Ancak geriye kalan 30 tonun akıbeti döviz likidite ihtiyacına çıkıyor.
EMANET DOLARLA KUR SAVUNMASI
Peki, Merkez Bankası neden böyle bir "yarı rehin, yarı satış" yoluna gitti? Bölgesel gerilimin yarattığı kur baskısını göğüslemek için taze dolara ihtiyaç duyan Merkez, elindeki en likit varlığı hem teminat gösterdi hem de bir kısmını likiditeye çevirdi.
Eğer Merkez, geçmişte olduğu gibi piyasaya müdahale edip kurun ateşini düşürmek için bu "emanet" ve "satıştan gelen" dolarları kullandıysa karşımıza şu tablo çıkar: Brüt rezervler vitrinde tutulur ama swap hariç net rezervler hızla erir. Bloomberg'in bu hamleyi küresel altın fiyatlarındaki düşüşün ana sebebi olarak göstermesi ise piyasanın bu "sıkışmışlığı" ve rezerv kalitesindeki yapısal bozulmayı fiyatlamasından başka bir şey değildir. Borç alınan veya rezervden harcanan dolarla kurun ateşini düşürmeye çalışmak, kısa vadeli bir illüzyondan ibarettir.
SAVAŞ UZARSA
Peki, bu yolun sonu nereye çıkar? Önümüzde iki temel senaryo var:
1.Örtülüden Zorunluya: Şu an zaten swap kanalıyla piyasa tabela faizinin üzerinde fonlanıyor. Ancak savaş uzarsa ve enerji ithalatı faturası kabarırsa, bu "arka kapı" yöntemleri yetmeyecektir. Merkez Bankası kuru tutabilmek için ya altınların geri kalanını da rehin verecek ya da sert bir faiz artışıyla TL'ye dönüşü cazip kılmak zorunda kalacaktır.
2.Swap Sarmalı: Swap vadesi geldiğinde o altınları geri alacak dolarınız yoksa bu operasyonlar sürekli yenilenmek zorunda kalır. Bu da altınların "kalıcı olarak" yurt dışında kalması demektir.
Giden 60 tonun yarısının swapta kullanılmış olması, yani mülkiyetin kağıt üzerinde bizde kalması bir tesellidir. Ancak unutulmamalıdır ki swap bir ilaç değil, sadece ağrı kesicidir. Hastalık (enflasyon ve cari açık) kronikleştiğinde, ağrı kesiciler sadece böbrekleri yorar. Yakın gelecekte tabela faizi ile çarşı faizi arasındaki o makasın, sert bir kararla kapandığını görmek şaşırtıcı olmayacaktır.