Yağız Kutay
Ramazan pidesi alım gücü hesabı
Ekonomiyi bazen tek bir grafik anlatır. Bazen de bir fırın önündeki fiyat listesi.
Son 25 yıla uzanan Ramazan pidesi endeksine kilogram bazında baktığınızda karşınıza dramatik bir çöküş değil, daha can sıkıcı bir tablo çıkıyor: yerinde sayan bir alım gücü.
2001 krizinden sonra asgari ücretli yaklaşık 200 kilo pide alabiliyordu.
2004–2006 toparlanmasında 250 kilo bandına çıkıldı.
2018 kur şokunda sert düşüş yaşandı.
2022 enflasyon dalgasında dip görüldü.
2024’te zirveye yaklaşıldı.
2026’da yeniden 280 kilo civarındayız. Aşağıda tablo buyurunuz:

Yani 25 yılda geniş bantta dolaşan bir çizgi var. Sıçrama veya sürdürülebilir refah artışı söz konusu değil maalesef. Nominal artış çok. Gerçek kazanım sınırlı.
GRAMAJ ARTIŞI
2025’te “gramaj arttı” savunmasıyla yapılan fiyat düzenlemesi tam da bu illüzyonu gösteriyordu. 300–340 gram bandındaki pide 370 grama çıktı, fiyat 30 TL oldu.
İlk bakışta miktar artmış gibi. Ama kilogram fiyatına baktığınızda tablo değişiyor. Azami kilogram fiyatı 80 TL’nin üzerine dayanmıştı.
MALİYET GERÇEĞİ
Sıkışmanın üretici tarafı daha can sıkıcı.
Una yaklaşık yüzde 40, işçiliğe yüzde 45 zam.
Fiyata yansıtılan artış yüzde 30–35.
Maliyet artışı fiyat artışından yüksekse iki ihtimal doğar:
Ya kâr erir,
Ya gramaj küçülür.
Türkiye son yıllarda bunu defalarca yaşadı. Raf aynı, paket aynı, ürün hafif.
199 KİLO MESELESİ
Türkiye kişi başına yıllık yaklaşık 199 kilo ekmek tüketiyor. Bu kültürel bir tercihten ziyade gelir kompozisyonunun fotoğrafı. Gelir artan yerde protein artar. Gelir baskılandıkça karbonhidrat büyür.
Orta direk güçlü olduğunda sofrada çeşit artar. Orta direk zayıfladığında ekmek merkez olur. Günümüzün sorunu o merkez de pahalılaşıyor.
Asgari ücretli 2026’da yaklaşık 280 kilo pide alabiliyor.
Bu rakam 2005’te de 230–250 kilo bandındaydı.
2011’de de benzerdi.
2017’de de.
Çeyrek asırda hâlâ ekmekle ölçülen bir denge içindeyiz.
ORTA DİREĞİN KAYBOLUŞU
Geçtiğimiz günlerde açıklanan konut kampanyalarında aylık 60 bin TL taksit konuşuluyor.
Asgari ücret 28 bin TL.
Bu matematik orta gelirli için değil.
Orta direk dediğimiz kesim, ekonominin taşıyıcı kolonu idi.
Vergiyi o öder, tüketimi o sürdürür, sistemi o dengelerdi.
Şimdi tablo farklı:
Gelir temel ihtiyaçlara sıkışıyor.
Barınma erişilemez.
Tasarruf imkânsız.
Orta sınıf eridiğinde ekonomi iki kutuplu olur.
Üst segment büyür, alt segment genişler. Aradaki köprü yıkılır. Pide endeksinin söylediği şey tam da bu.
ASIL HİKÂYE
Verimlilik artışı ücrete yansımıyorsa, nominal maaş artışı refah artışı anlamına gelmez. Çalışan başına üretilen katma değer yükselmediği sürece ücret artışı enflasyon tarafından geri alınır. Sorun ücret seviyesi değil, üretim yapısıdır.
Buna bir de gelir dağılımındaki bozulma eklendiğinde tablo ağırlaşır. Ücretlilerin milli gelirden aldığı pay gerilerken sermaye gelirleri artıyorsa büyüme kapsayıcı olmaz. Orta sınıf daralır, harcamalar temel ihtiyaçlara sıkışır, tasarruf zayıflar. Tasarruf zayıfsa yatırım zayıflar; yatırım zayıfsa verimlilik artmaz. Böylece ekonomi düşük katma değer – düşük reel ücret döngüsüne sıkışır.
Mesele enflasyon değil yalnızca; üretim kalitesi ve gelirin nasıl paylaşıldığıdır. Orta direk güçlenmeden refah kalıcı biçimde yükselmez.
Mesele pidenin 25 TL olması değil.
Mesele kilogram hesabına geçmek zorunda kalmamız.
Mesele asgari ücretin artması değil.
Mesele artışın refah üretmemesi.
Eğer 2001’den 2026’ya uzanan grafikte hâlâ 200–280 kilo bandında dolaşıyorsak sorun enflasyonun yüksekliği değil sadece; sorun yapısal gelir tuzağıdır.