Yalancının mumu

Akape iktidarının en büyük mahareti, uzun yıllar boyunca sorun çözmekten çok algı yönetmek oldu. Gerçeği düzeltmek yerine cümleyi parlatmayı, tabloyu iyileştirmek yerine manşeti değiştirmeyi seçtiler. Olmayanı olacak gibi, bozulanı düzelmiş gibi, gerileyeni ilerlemiş gibi anlattılar.

Bir dönem bu yöntem işledi. Çünkü devlet gücü, parti örgütü ve medya düzeni aynı hikâyeyi tekrar edip durdu. Ama tekrar edilen her söz hakikat olmaz. En fazla, gecikmiş bir hayal kırıklığı üretir.

Bu zihniyetin en ibretlik örneklerinden biri, “Buradan Ay’a dört şeritli yol yapacağız desek millet inanır” kibri oldu. Bu cümle, sadece pervasız bir övünme değildi. Millete nasıl baktıklarını ele veriyordu. Karşılarında sorgulayan yurttaşlar değil, ne söylenirse inanacak bir kalabalık gördüler. Halkın güvenini, hak edilmesi gereken bir değer olarak değil, istedikleri an kullanabilecekleri bir kredi gibi düşündüler.

Sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geldi. “Ver yetkiyi, gör etkiyi” dediler. Bu söz, hızlı karar, güçlü yönetim, ekonomik istikrar vaat ediyordu. Yetki verildi. Etki de görüldü. Ama ortaya çıkan şey refah değil, hayat pahalılığı, kurumsuzluk ve keyfilik oldu. Denetimin zayıfladığı, devlet aklının kişiselleştiği, hukukun aşındığı bir düzende sorunlar çözülmedi, büyüdü. Bugün o slogan, millete sunulmuş bir çıkış yolu değil, ödetilmiş ağır bir faturanın özeti gibi duruyor.

Ekonomide en büyük aldatmaca ise yıllardır tekrar edilen enflasyon masalıydı. Her yıl aynı cümleyi duyduk: “Gelecek yıl enflasyonu tek haneye indireceğiz.” Sonra bir yıl geçti, aynı vaat yeniden kuruldu. Ardından bir yıl daha geçti, yine aynı söz tekrar edildi. Değişen tek şey takvim yaprakları oldu. Çarşıda, pazarda, kirada, mutfakta hissedilen gerçek ise hiç değişmedi. Vatandaşın cebindeki yangın büyürken iktidar, yangını söndürmek yerine mikrofona çıkıp gelecek yıl havanın serinleyeceğini söyledi.

Bir başka büyük aldatmaca 2023 hedefleriydi. 2 trilyon dolar milli gelir, 500 milyar dolar ihracat, 25 bin dolar kişi başına gelir... Bunlar memlekete yön göstermek için değil, seçim meydanlarında hayal satmak için kullanıldı. Sonra gerçek rakamlar ortaya çıktı, o büyük lafların çoğu kâğıt üzerinde kaldı. Ama bunun hesabını veren olmadı. Çünkü bu iktidar için hedef, ulaşılacak bir çıta değil, propaganda malzemesiydi.

Demokrasi ve özgürlükler konusunda da yıllarca millete masal anlatıldı. “İleri demokrasi” dediler. “Türkiye özgürlüklerde çağ atladı” dediler. “Avrupa bizi kıskanıyor” dediler. Oysa vatandaş gerçeği yaşayarak gördü. Gazetecinin susturulduğu, eleştirinin cezalandırıldığı, muhalifin baskı gördüğü, yargıya güvenin aşındığı bir düzene demokrasi demek, kelimelerin içini boşaltmaktır. Avrupa’nın bizi kıskandığı falan yoktu. Onların baktığı şey sloganlar değil, kurumların ve hukukun haliydi.

Yalanın en çıplak biçimlerinden biri de 2023 seçiminde Kılıçdaroğlu’nu PKK’lılarla yan yana gösteren montaj videolardı. Rakibi karalamak için üretilmiş sahte görüntü, millete gerçek diye sunuldu. Bu, sıradan bir seçim kurnazlığı değil, açık bir ahlak çöküşüydü. Gerçek ortaya çıkınca da utanmak yerine geçiştirmeyi seçtiler. Çünkü önemli olan hakikat değil, yalanın seçim gününe kadar iş görmesiydi.

Bugün ise daha vahim bir aşamadayız. Aynı yöntem şimdi CHP’li belediyelere ve muhalefet kadrolarına karşı işletiliyor. Ama burada artık kimilerinin siyaseten mazur görebileceği olağan yalanlardan söz etmiyoruz. Çünkü bu kez bedeli sadece hakikat ödemiyor, insanlar ödüyor. Kanıtlanmamış ithamlar, ahlaka da vicdana da hukuka da aykırı iftiralar, suçsuz insanları özgürlüklerinden mahrum bırakmanın aracına dönüşüyor. İnsanlar ailelerinden koparılıyor, çocuklar babasız bırakılıyor, anneler evlatlarından ayrılıyor. Delilden önce itham geliyor, mahkemeden önce ekranlarda hükmü kuruluyor, siyasi hesap uğruna hayatlar karartılıyor. Bunun adı artık basit propaganda değil, yalana devlet gücü ekleyerek zulüm üretmektir.

Ama bütün bunların bir sınırı var. Çünkü yalan, ancak hafıza zayıfsa işe yarar. Oysa millet artık kendi hayatından biliyor. “Ver yetkiyi” dediklerinde sonucu hatırlıyor. “Tek hane enflasyon” dediklerinde market rafına bakıyor. “İleri demokrasi” dediklerinde ülkedeki korku iklimini görüyor. “Montaj da olsa çalışır” anlayışını da, iftira ile delil arasındaki farkı da biliyor.

Bir zamanlar milleti kolayca kandırabileceklerini düşündüler. Belki uzun süre kandırdılar da. Ama artık o dönem kapanıyor. Çünkü hayat, propagandadan daha güçlü bir öğretmendir. Vatandaş kendi cebinden, kendi vicdanından, kendi adalet duygusundan bakarak hüküm veriyor.

İşte bu yüzden bugün gerçek şu: Akape iktidarının milleti kandırdığı örnek çoktur, ama millet artık bunlara kanmıyor

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kaya Türkmen Arşivi

Zendebâd İrân

10/03/2026 07:00

Trump ve benzerleri

24/02/2026 07:00

Ayıplı iktidar

11/02/2026 07:00